3 Ağustos 2009 Pazartesi

MVP


Basketbol ile ilgili ilk post Enes Kanter'e nasip oldu. 17 yaşındaki bu genç basketbolcumuz 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'nda MVP seçilerek bu genç yaşta kazandığı ödüllere bir yenisini daha ekledi.

Turnuvayı 3. olarak tamamlayan milli takımımızı 18.6 sayı ve 16.4 ribaunt ortalamarıyla sırtlayan Enes'in bu ortalamaları biraz aladatıcı olabilir. Nedeni ise Enes'in gruplardaki bazı iddiasız maçlarda çok az süre almasıydı. Enes'in Çeyrek Final'de İspanya'ya karşı 21 sayı 18 ribaunt, Yarı Final'de Litvanya'ya karşı 32 sayı 25 ribaunt, 3.'lük maçında ise Litvanya'ya karşı 35 sayı 19 ribaunt ürettiğini söylersek ne demek istediğimiz daha net anlaşılabilir.

NBA'de ülkemizi başarıyla temsil eden Hidayet ve Mehmet'in, Enes'in yaşlarındayken bu denli yüksek performanslar sergilemediğini not düşersek Enes'in potansiyeli hakkında daha net bir fikriniz oluşur sanırım.

Rakibe Saygı


Süper Kupa Finali'nin ardından teknik, taktik pek çok değerlendirme bulmak mümkün. Biz olaya farklı bir açıdan bakalım. Yandaki fotoğrafta sizin dikkatinizi en çok çeken şey ne? İki Brezilyalı oyuncunun ülkemizde ilk kupalarını kazandıktan sonraki mutlulukları mı, o oyuncuların elindeki kötü dizayn edilmiş kupa mı, yoksa o oyuncuların arkasındaki bomboş tribünler mi?

Kabul stat zaten maç esnasında bile yarı yarıya boştu. Ama kupa sevincinin fonunun tamamen boş tribünler olması hiç hoş değil. Rakibinizin kupa kaldırışına şahit olmak istemiyor olabilirsiniz belki ama en azından rakibinize saygı gösterip orada biraz daha kalabilirsiniz. Yanlış anlaşılmasın bu Beşiktaş taraftarı ile ilgili bir problem değil. Bu bizim spora bakış açımızla ilgili genel bir problem. Yoksa bu ülke maçı kaybettikten sonra kupa seramonisine gelmeyen takımlar bile gördü.

(Not: fotoğraf için antu.com'a teşekkürler.)

29 Temmuz 2009 Çarşamba

2 Yıl Önce 2 Yıl Sonra


2 yıl önce Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Anderlecht yine bir Türk takımıyla eşleşmişti. O gün turu geçen 2 maçı da gol yemeden kazanan ve özellikle deplasmadaki üstün oyunuyla Belçika ekiplerinin artık bizim takımlarımızın rakibi olmadığı mesajını veren Fenerbahçe olmuştu.

Bu maçlardan 2 yıl sonra Anderlecht'in Şampiyonlar Ligi ön elemesindeki rakibi yine bir Türk takımı Sivasspor oldu. Dün akşamki sonuç, sonuçtan daha önemlisi ortaya koyulan oyun 2 yıl öncesindeki düşüncelerimizi silip atmaya yetti.

Sivasspor'un eksiklerine, tecrübesizliğine her türlü bahanesine eyvallah. Ancak son 2 yılın ligimizdeki en istikrarlı takımının Anderlecht gibi vasat bir Avrupa takımının karşısında bu kadar çaresiz kalması Türk futbolunun bulunduğu yeri sorgulamamızı gerektiriyor.

26 Temmuz 2009 Pazar

Nasıl Başladığın Değil Nasıl Bitirdiğin Akılda Kalır


Mustafa Denizli Beşiktaş'ta göreve başladığı ilk dönemde üst üste kötü sonuçlar alarak 2. sırada devraldığı takımı devre arasına girerken 5. sıraya kadar geriletmişti. Ancak tecrübeli teknik adam sezonun sonuna doğru baskı altında kendisinin ve takımının performansını arttırdı ve şampiyonluğa uzandı. Sezonu iyi bitirdiği için doğal olarak başlangıçta aldığı kötü sonuçlar unutuldu.

Dün akşam oynanan Beşiktaş-Lyon maçı sonrası bugünkü yorumları okurken geçen sezonun bir tekrarını yaşıyormuşum gibi hissettim. 80 dakika hiç organize olamayan ve Lyon hücum elemanlarının son paslar ve son vuruşlardaki başarısızlığı sayesinde o ana kadar maçta kalabilmeyi başaran Beşiktaş son 10 dakikada Nobre önderliğinde ortaya koyduğu etkili oyunla galibiyeti elinden kaçırdı. Bunun sonucunda bütün yorumlarda dün Beşiktaş'ın ne kadar iyi oynadığı ve galibiyeti kaçırdığından bahsediliyor. Haksız değiller belki ama dün maçın 80. dakikasında televizyonunu kapatan bir kişi bugün o yorumları okuyunca ne düşünmüştür sizce?

23 Temmuz 2009 Perşembe

Messi Beşiktaş'ta!


Bugün sabah pek çok internet sitesine düşen haberde Beşiktaş yöneticisi Şeref Yalçın'ın "Öyle bir trasfer yapacağız ki Real Madrid'in Ronaldo transferi bile gölgede kalacak!" dediği iddia ediliyor. Eğer bu haber doğruysa Ronaldo'yu gölgede bırakacak tek isim olarak Messi akla geliyor. Kaka da olabilir belki ama malum yeni transfer oldu o yüzden Beşiktaş'a gelmez!

Ama bu haberden benim çıkardığım sonuç, ya bu haberi yapan arkadaşların ya da bu açıklamayı yaptığı iddia edilen yöneticinin biraz gölgede kalması gerektiğidir. Belli ki yazın sıcağı birilerini fena halde çarpmış.

14 Temmuz 2009 Salı

Şanslı Adam?


Şüphe yok ki, dünyadaki pek çok teknik direktör bugün Pellegrini'nin yerinde olmayı çok isterdi. Düşünsenize elinize başka hiç bir şey olmasa bile Ronaldo ve Kaka gibi iki süper star veriliyor. O da yetmezmiş gibi Benzema alınıyor ve de olası bir Ribery transferi de her an gerçekleşebilir. Casillas, Ramos, Albiol, Pepe, Diarra, Gago, Higuain ve Raul gibi oyuncuların ikinci planda kaldığı, Robben, van der Vaart, Nistelrooy gibi oyuncuların ise hiç düşünülmediği bir kadro veriliyor Pellegrini'ye. Pellegrini'nin çok şanslı bir adam olduğunu düşünüyorsunuz değil mi?

Real Madrid'in hem ligde hem de Avrupa Kupalarında en önemli rakibi şüphesiz Barcelona. 2000'li yılların en etkileyici oyununu oynayan, Messi, Henry gibi süper yetenekler bir yana Xavi ve Iniesta gibi fark yaratan orta saha oyuncularına sahip, bunların yanına bir de Villa'yı eklemeye çalışan Barcelona. Pellegrini ne yaparsa yapsın onun için başarı ölçütü bu bahsettiğimiz Barcelona takımının önünde mi yoksa arkasında mı kaldığı olacak. Hala Pellegrini'nin şanslı bir adam olduğunu düşünüyor musunuz?

7 Temmuz 2009 Salı

Kaderin Cilvesi


Travmatik bir Denizlispor deplasmanı sonrası Fenerbahçe'den ayrılan Christoph Daum yine bir Denizlispor deplasmanı ile Turkcell Süper Lig'e merhaba demeye hazırlanıyor. Gerçi lig başlamadan önce takımının başında Avrupa Ligi ön eleme maçlarına çıkacak olan Daum için ilk resmi maç bu olmayacak, ama yine de Alman hocanın her hangi bir lig maçından çok daha fazla motive olup bu maçı kazanmak isteyeceğine şüphe yok.